Mikrocerrahi ile konforlu ameliyatlar

MİKROCERRAHİ ile Bel Fıtığı ameliyatı korkulu rüya olmaktan çıktı. (Ajans64)

Fıtık tedavisinde kullanılan mikrocerrahi yöntemi ise hastaya büyük avantajlar sağlıyor.

İnatçı ağrılar, oturup kalkarken ve yürürken güçlük çekme gibi belirtilerle kendini gösteren bel fıtığı, yaşam kalitesini ciddi ölçüde düşüren hastalıkların başında geliyor.    Bel fıtığı, tedavi edilmediği takdirde; hareket kısıtlılığından, birçok güç kaybına kadar ciddi sonuçları da beraberinde getirebiliyor. Ancak cerrahideki yeni teknikler sayesinde bel fıtığı başarı ile tedavi edilebiliyor.   

 

Medical Park Uşak Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Altan ACAR, bel fıtığı hakkında merak edilenleri açıkladı.

Bacak ağrısı ile birlikte olan bel ağrılarının en sık rastlanılan nedeni bel fıtığıdır diye belirten Op. Dr. Altan ACAR,’’ Tıp dilinde disk hernisi olarak adlandırılan bel fıtığının toplum içinde rastlanma sıklığı onda bir gibi yüksek bir düzeydedir. Bel fıtığı en sık 25-50 yaş arasında görülür. Omurga yapısı nedeniyle uzun boyluların bel fıtığına yakalanma riskleri daha fazladır.

Bel fıtığı omurgalar arasında bulunan disk denilen elastiki kıkırdak dokunun omurgaların basısı nedeniyle öne doğru kayarak omurilik kılıfından çıkan ve bacağın çeşitli bölgelerine giden sinirleri sıkıştırmasıyla oluşur.

Op. Dr.Altan ACAR;’’Bel fıtığının en tipik belirtileri ise; tek veya her iki bacağa vuran ağrılar, ayaklarda uyuşmalar, hareket kısıtlılıkları, yürüme ve oturmada güçlüktür. İleri dönemlerde ise, ayak bileklerinde güçsüzlük, çabuk yorulma, idrarını tutamama, iktidarsızlık, dengesizlik ve yürüyememe gibi belirtiler de eklenebilir’’ dedi.


Günümüzde manyetik rezonans (emar) ile bel fıtığı teşhisi kolaylıkla konulmakta ve derecesi belirlenebilmektedir.

Bel Fıtığının Tedavisi Nasıl Yapılır?

Başlangıç Safhası


Bel fıtığın tedavisi fıtıklaşmanın, yani disk dediğimiz elastiki maddenin bacağa giden sinirlere yaptığı basının derecesine bağlıdır. Eğer sadece bel ve bacak ağrısı mevcut, herhangi bir uyuşukluk, güç kaybı, hareket kısıtlılığı yoksa bel fıtığı başlangıç safhasında demektir. Bu halde hastaya ağrı kesici, kas gevşetici ilaçların verilmesi, yatak istirahati ve belini zorlayacak hareketlerden kaçınması önerilir.

Hasta kesinlikle bir iki kiloyu aşan ağırlıkları kaldırmamalıdır.

Öne ve yanlara doğru eğilme, belin bükülmesi yasaklanır. Eğer yerden bir şey alınacaksa hastanın çömelerek alması söylenir.

Hastaların otururken belinin arkasına bel boşluğunu yok edecek şekilde bir yastık koymaları ve yirmi dakikadan fazla oturmamaları önerilir.

Hastanın yukarıya doğru uzanması yasaklanır.

Hastaya belini daima sıcak tutması, açık pencere veya havalandırma önünde durmaması hatırlatılır.

Cinsel ilişki, yer sofrası, yer tuvaleti, seccade namazı gibi beli yoracak aktivitelerden uzak durması önerilir.

Hastanın evde kaldığı süre içinde yatak istirahatı yapması önerilir. Çok sert zeminde ve ya yere döşemeye uzanmak doğru değildir, sanıldığının aksine zararları daha fazladır. Kaliteli bir yatakta ve hastanın kendince en rahat edebildiği pozisyonda yatması daha uygundur.

Eğer yukarıdaki önerilere, istirahate ve kas gevşetici ilaçlara rağmen hastanın şikâyetleri devam ediyorsa fizik tedavi uygulanmalıdır. Fizik tedavi mutlaka bir uzmanın denetiminde olmalıdır. Fizik tedavi sırasında ilk bir kaç gün ağrılarda artma olabilir, ama hasta onbeş yirmi seans fizik tedaviye devam etmelidir. Bel çektirme, akupunktur, bele balık bağlama, el masajı, zift yakma, yakı, hacamat, kupa vurma gibi yöntemler ancak istirahatle bile iyi olabilecek bel fıtıklarına fayda edebilir. Bu tip alternatif tedavi metotlarının amaçları fizik tedavide olduğu gibi kasları gevşetme esasına dayalıdır. Ama amacı dışında uygulanırsa bu metotlar faydadan çok zarar getirir. Eğer yapılan tüm tedavilere rağmen hastanın ağrıları geçmemiş ise halk arasında “kapalı lazer ameliyatı” diye anılan nükleoplasti metodu uygulanabilir. Nükleoplasti ileri dereceye ulaşmamış bel fıtıklarında fıtıklaşmış diske bilgisayarlı röntgen altında bir iğne ile girilerek radyofrekans dalgalarıyla diskin ısıtılması, diskin içindeki sinirlerin harap edilmesi ve diskin içinde boşluklar açarak fıtığın çökmesi esasına dayanır. Nükleoplasti tek seans olarak ve hastanede yatma gerekmeden uygulanan bir metottur. Bıçak izi bulunmaz. Herhangi bir riski yoktur, ama fıtığı tamamen yok etmesinin garantisi yoktur.

Ameliyat Gerektiren Durumlar

Fizik tedaviye rağmen hastanın ağrıları devam ediyorsa veya geriletilmeyen bir güç kaybı, bacakta incelme, dayanılmaz ağrılar varsa veya çekilen tomografi veya MR filmlerinde diskten bir parça koptuğu tespit edilirse çözüm cerrahi müdahaledir. Ameliyatla omurilikten çıkan sinirlere olan mekanik bası giderilmelidir. Eğer cerrahi müdahale yapılmaz ve sinire bası devam ederse hastada idrarını tutamama, seksüel gücün kaybı, ayaklarda felç gibi sorunlar gelişebilir.

 

Yaklaşık altmış yıldır uygulanmakta olan klasik bel fıtığı ameliyatları sonucu hastaların tam olarak iyileşememeleri, uzun süre ağrı çekmeleri, işlerine geç dönmeleri cerrahları bu konuda arayışlara yöneltmiş ve mikrodiskektomi metodu bulunmuştur.

 

 

Mikrodiskektomi hastaların ayağa kalkış ve işlerine dönüş süreçlerini kısaltmış, fakat özel eğitim, özel mikroskop ve özel aletler gerektirdiğinden arzu edilen düzeyde yaygınlaşamamıştır. Bu nedenle halk arasında bel fıtığı ameliyatından sonra sakat kalırım, normale dönemem korkusu oldukça yaygın bir şekilde devam etmektedir. Bel fıtığında uygulanan mikrocerrahi metoduyla hastalar ameliyat olduktan 3-4 saat sonra ağrısız bir bacak ile ayağa kalkıp yürümekte ve bir gece hastanede yattıktan sonra evlerine gidebilmektedir. Bu ameliyatta sadece bir buçuk-iki santimlik bir kesi ile yapılmakta ve ameliyat sonrası cilt yüzeyine dikiş konmamaktadır. Ameliyatın gelişmiş mikroskoplar altında yapılması ameliyat bölgesindeki sinirlerin 4-5 misli büyük görülmesini, böylece sinirlere hasar verme ve fıtık parçalarının kalma riskini sıfıra indirmeyi sağlamaktadır. Halen bu metotla bel fıtığı ameliyatları korkulu rüya olmaktan çıkmış, bel fıtığı olan hastaların hastalıkları nedeniyle üzüntüye kapılmalarını önlenmiştir. Hastalar ameliyat oldukları gün veya ertesi gün taburcu olabilmekte, bir kaç hafta içinde de normal yaşantılarına dönebilmektedirler. Epidural anestezinin bel fıtığı ameliyatlarında da kullanılması ile bu narkoza bağlı korkular da ortadan kaldırılmış, artık bel fıtığı ameliyatları konuşa konuşa yapılır hale gelmiştir. Hastalarımız "bel fıtığı ameliyatından değil, geç kalmaktan korkmalılar."

 

Haberin Orjinali için : http://www.ajans64.com/haber/usak_1/mikrocerrahi-ile-bel-fitigi-ameliyati-korkulu-ruya-olmaktan-cikti/436.html

 

 

Facebook Twitter Print Addthis